İş Hayatında İngilizce ile ilgili 4 Önemli Nokta

iş hayatında İngilizce & iş İngilizcesi

iş hayatında İngilizce & iş İngilizcesi

İş Hayatında İngilizce ile ilgili 4 Önemli Nokta yazısının ilham kaynağı bir süre önce yayınlanan ve son 10 yılda pek çok farklı üniversiteden çalıştırdığım ya da rehberlik ettiğim İngilizce hazırlık sınıfı öğrencileriyle tecrübelerimi ele alan İngilizce Hazırlık Sınıfı Öğrencilerinin Yaptığı 6 Büyük Hata & Tavsiyeler yazısı. Bugün de aklıma iş dünyasının farklı basamaklarından son 10 yılda çalıştırdığım ya da rehberlik ettiğim öğrencilerle edindiğim tecrübeleri ve gözlemleri paylaşma fikri geldi. Uzun bir yazıya hazır olun 🙂

İş dünyasında İngilizce dediğimizde sıklıkla karşılaştığım 3 kategori var. Bu üç kategori iş hayatına yeni başlayan mezunlar, üst düzey yöneticiler ve şirket sahipleri. Her seviyede beklentiler, standartlar ve sorumluluklar çok farklı.

İngilizceyi Mezun Olmadan Önce Halletmek Lazım!

Yeni mezunlarda gördüğümüz İngilizce sorunu açıkçası beni en çok üzen noktalardan birisi çünkü “hocam her şey tamam ama İngilizce eksik” tarzı kaç konuşma, görüşme ya da yazışma gerçekleştirdiğimi hatırlayamıyorum. Yeni mezun bir kardeşimiz geliyor, diyor hocam bu şirketin aradığı iş tecrübesi, yazılım tecrübesi şu şu şu bende var. Mülakatları da geçtim ama TOEFL, IELTS veya buna benzer bir sınav istiyorlar. Ve bakınca evet karşımdaki kişi belki de tüm mesleki yeterliliklere sahip ama başvurduğu şirket İngilizce istediği için İngilizceyi önünde büyük bir engel olarak görüyor.

Peki, şirket neden İngilizce istiyor? Yurt dışına iş yapıyor olabilir, yurt dışı ortaklığı olabilir, yurt dışına açılma ihtimali olabilir. Mesela düşünün yurt dışında büyük inşaat projeleri yapan bir Türk şirketi İngilizcesi zayıf birini kadrosuna katmak ister mi? Eğer alternatifi varsa pek istemez. Ya da küresel işler yapan bir yazılım şirketi yurt dışındaki iş ortakları ile İngilizce yazışamayacak, iş toplantılarına katılamayacak ya da İngilizce dokümantasyon yazamayacak yeni mezun bir yazılımcıyı tercih eder mi? Eğer o yazılımcının bulunmaz özellikleri yoksa tercih etmez. Öğrenciler sevse de sevmese de İngilizce iş hayatının yerleşik bir parçası olmuş durumda. Sistemi değiştiremeyeceğinize göre oyunu kurallarına göre oynamayı öğrenmeniz gerekiyor. (Bu arada bilmiyorum belki değiştirebilirsiniz ama şu an genel olarak konuşuyorum).

Öğrenciler lisans hayatları boyunca ihmal ettikleri İngilizcenin önemini iş başvurusu yaparken fark ediyorlar. Belki de not ortalaması, iş tecrübesi ya da kapasitesi kendilerinden daha düşük olan bir başka aday İngilizce farkı ile onların önüne geçiyor. Acı gerçekle o zaman yüzleşiliyor. Ancak mezun olduktan sonra iş arama ve yeni bir hayat düzeni kurma stresi, heyecanı, baskısı, çabası (nasıl ifade ederseniz edin), işte o süreç içinde eğer İngilizce temeliniz zayıfsa oturup sağlam bir İngilizce çalışması yapmak pek mümkün olmuyor. İngilizceniz zayıfsa 5-6 ayda hatta bazen 1 yılda bile IELTS 6.5 veya TOEFL 79 bandında puanlar almak çok ama çok zor oluyor.

İmkansız mı elbette değil ama çok zor, çok ciddi bir özveri, fedakarlık ve disiplin gerektiriyor. İyi seviyede akademik/mesleki İngilizce öyle birkaç ayda sıfırdan olacak iş değil. Bunu hayal kırmak için söylemiyorum. Bazen böyle yorumlar geliyor. Konu bu değil. Polyanacılık oynayalım istemiyorum. Gördüğüm, gözlemlediğim yüzlerce vaka oluyor her yıl ve bunlar üzerinden gözlemlerde bulunuyorum. Bu durumu da erkenden sizinle paylaşmak istiyorum ki öğrencilik hayatınız devam ederken İngilizcenize ve geleceğinize gerekli yatırımı yapın.

İngilizce Hataları İş Dünyasında Kemikleşiyor

Bu durumu daha çok orta ve üst düzey yöneticilerde görüyorum. Diyelim ki yönetici öğrencimiz orta-iyi derecede İngilizce biliyor ya da en azından kendi görevlerini yerine getirecek kadar İngilizcesi var. Ancak olay profesyonel İngilizce kullanımına ya da sınavlara geldiğinde işin rengi değişiyor. Milyar dolarlık şirketlerde çok iyi pozisyonlarda vahim İngilizce hatalarına şahit oldum. Mesela bir öğrencimin yazışmalarını düzeltirken kendisine ciddi bir hata olarak gösterdiğim bir cümle ile ilgili bana ama hocam hiç sorun yaşamadım, herkes anlıyor dedi. Evet herkes anlıyor belki ama mesleki ve kurumsal imaj için düzgün İngilizce ile Tarzanca İngilizce arasında çoook fark var.

Benim gördüğüm iş dünyasından insanlar birbirlerinin hatalarını pek düzeltmiyor. Özellikle de C sınıfı ya da kıdemli yönetici diyebileceğimiz pozisyonlarda bunu gözlemliyorum. Bunun birkaç sebebi var. Diyelim ki şirkette bir çalışan müdürünün ya da yöneticisinin yaptığı bariz İngilizce hatalarını görüyor. Bunu dile getirmekten kaçınıyor çünkü olumsuz bir tepki almaktan ve başına bir şey gelmesinden endişe edebiliyor. Haksız da sayılmaz. Kimi yöneticiler geribildirime karşı olumluyken kimileri cephe alabilir. İkinci bir boyut da bana ne boyutu.  Birisi bir hatayı görüyor. Ama diyor ki bana ne. Yanlışsa onun yanlışı. Böyle olunca bir bakıyorum çok büyük işlerden sorumlu yönetici pozisyonundaki bir öğrenci adayımız ciddi telaffuz veya yazım hatalarıyla geliyor. Bunlar düzeltilmeyecek şeyler değil ama sabır, vakit ve emek gerektiriyor. Özellikle de üst düzey yöneticiler için vakit bulmak ve devamlılığı sağlamak en zor meselelerden birisi. Bu tür durumlarda ofisteki birebir derslerimizi muhakkak özelleşmiş video eğitim paketlerimiz ile destekliyorum.

Kırık Bir İngilizce ile de İşler Dönüyor

Bu aslında eğlenceli bir başlık. İngilizceniz çok iyi değilse umut vadeden bir başlık hatta. Bazen öyle vakalar görüyorum ki hayretler içinde kalıyorum. Karşımdaki öğrenci (burada öğrenci ile kasıt üniversite öğrencisi değil daha ziyade bir şirket sahibi ya da üst düzey yönetici) kırık İngilizcesi ile bazen binlerce bazen milyonlarca dolarlık işleri çeviriyor. İlginç, şaşırtıcı ama gerçek. Öte yandan bu her zaman yürüyecek bir iş değil. Bu durumdaki öğrencilerimiz sosyal çevreleri, bağlantıları ve ticaretlerinin ağır bir İngilizceye dayanmaması sebebiyle işlerini yürütebiliyor. Ancak bu her sektörde işler mi emin değilim.

Geçen bir AVM'de yürüyen merdivende bir konuşmaya kulak misafiri oldum. Telefondaki kişi karşı tarafa “Mallar hazır değil” tarzı bir cümle söylemeye çalışıyor. Normalde bu tür bir durumda “Your order/The goods/The materials/The shipment is not ready” tarzı bir şey söylenir. Ama telefondaki kişi büyük bir güvenle ve yüksek sesle “no ready” diyerek olayı çözdü. Belki en doğru, en gramatik cümle değil ama gerçek hayat şartlarında durumu çözmeye yetiyor. Bir de olayın şu boyutu var. İngilizce pek çok kişinin ikinci dili o sebeple pek çok milletten insan ağır aksanla ve ciddi hatalarla yazıp konuşuyor. Hal böyle olunca insanlar birbirini anlıyor. Bir Rus, Alman, Türk ve Çinli iletişim kurarken ne dedikleri anlaşıldığı sürece gramer, telaffuz vs çok da önemli olmayabiliyor.

Ancak insanların ve toplumun önünde olacağınız bir iş yapıyorsanız ya da böyle bir işten sorumluysanız o zaman ciddi anlamda İngilizce yatırımına ihtiyacınız oluyor çünkü diliniz ne kadar hatasız ve profesyonel olursa imajınız da o derece kuvvetli oluyor.

Bu Sene İngilizceyi Halledeceğim!

Bu hem yeni mezunların ya da bir süredir iş başında olanların hem de yönetici ve şirket sahiplerinin ortak hedeflerinden birisi. Ancak benim gözlemlediğim bu hedefi tutturmakta en çok zorlananlar şirket sahipleri. Kariyerine daha yeni başlamış kişiler ya da görev alanı belirli yöneticiler zor da olsa belli bir düzen tutturup adım adım mesleki ya da akademik İngilizce hedeflerini tamamlayabiliyorlar. Ancak şirket sahipleri için durum daha farklı.

Genelde ya da en azından benim birlikte çalıştığım ailelerde şirket sahibinin pek çok idari, sosyal ve kültürel sorumluluğu ve toplantıları oluyor. Beklenmedik üst düzey görüşmeler, ani iş kararları gibi durumlar programları çok değiştiriyor. Bu tür durumlarda ilk önce feda edilen gündem maddeleri o anki iş akışı için hayati olmayanlar oluyor. Mesela şirket sahibi diyor ki neyse bu yıl da seyahatlere tercümanım ile çıkayım, seneye İngilizceyi hallediyorum. Gerçi hakkını yememek lazım. Ciddi anlamda büyük işler yönetirken, bir yandan ailesiyle çocuklarıyla ilgilenirken bir yandan da İngilizce hedeflerini adım adım gerçekleştiren iş insanlarımız var. Onları özellikle tebrik ediyorum.

İş Hayatında İngilizce ya da Mesleki İngilizce?

İş Hayatında İngilizce ya da Mesleki İngilizce ile ilgili benim gözlemlerim bu şekilde. Elbette listeye eklenecek şeyler var ancak şu an aklıma gelen temel satır başları bunlar. Sizin iş hayatında İngilizce veya mesleki İngilizce ile ilgili gözlem, tecrübe ve önerileriniz neler? Yorumlarda bizimle paylaşın!

Bu arada iş dünyasında özellikle İngilizce okuma ve yazma becerileri kurum içi ve müşterilerle görüşmelerde önem kazanıyor. Bu konuda eksikleriniz varsa Hüseyin Demirtaş Akademi üzerinden iş dünyası ve akademiden sayısız öğrenciye rehberlik eden Reading Akademi ve Writing Akademi gibi eğitimleri inceleyebilirsiniz.


iş hayatında ingilizce, mesleki ingilizce, professional english, vocational english, business english, iş dünyasında ingilizce

4 thoughts on “İş Hayatında İngilizce ile ilgili 4 Önemli Nokta”

  1. Şu anda kurumsal bir şirkette çalışıyorum bitinci derecede ingilizce konuşmaya hiç mecbur olmuyorum fakat kendimi geliştirmek istediğim her alanda kuracağım sosyal ilişkilerde ve mesleki gelişim açısından İngilizce artık karşıma sert ve aşılmaz bir duvar gibi dikilmiş durumda. Bu anlamda vakit sıkıntım da olduğu için eğitim setlerinizi aldım fakat çalışma sistemimin nasıl olacağı konusunda problemler yaşıyorum. Bir an önce bu konuyu halletmek istiyorum.

  2. Hocam selamlar ,ben 31 yaşlarında 4 yılı aşkın uzman bir elektrik mühendisiyim kurumsal bir firmada çalışıyorum .Geçenlerde yaklaşık 600 kişilik başvuru arasından yüz yüze iş görüşmesine kabul edilmeyi başardım .Kariyer aşamam da bir adım ileri taşıyacak bir işti .Teknik tüm sorulara cevap verebildim ve teknik olarak yeterli gördüler .Fakat görüşmenin bir bölümü ingilizce geçecekti .Bunu kabul edemedim.Speaking olayına yıllardır neden giremiyorum ,bunu altyazılı fimlerle mi halledebilirm ya da bana uygun sizin setlerinizden nasıl bir set nasıl bir okuma kitabı ile başlamalıyım .kısaca ne yapmalıyım .İzlediğim filmleri altyazısız anlamaya ne zaman hazır hale gelirim.
    Şimdiden teşekkür ederim .Tarayıcıma eklentinizi kurdum ve sitenizi aktif bir şekilde takip ediyorum.Yönlendirmelerinizi de dikkate alacağımdan emin olabilirsiniz .
    Saygılarımla

    1. Uğur Bey merhaba öncelikli olarak İngilizce öğrenme süreciyle ilgili öneri ve yaklaşımımızı tam olarak anlamak için sıfırdan İngilizce nasıl öğrenilir konulu yazımızı okumanızı öneririm. Burada reading, listening, writing ve speaking nasıl gelişir, hangisine ne tür bir sırayla çalışmak lazım. Bunların hepsini detaylıca anlattım. Bu adımı tamamladığınızda zaten aslında zihninizde yol haritanız oluşacak. Ondan sonra bir sorunuz olursa tekrar yazabilirsiniz. Mesela en basitinden okuma becerisi iyi olan biri için Listening Nasıl Gelişir dersi 3-5 ayda dinlemeyi geliştirecek etkili bir formül veriyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir