Mutfak becerileri, anneler ve yemek

Evden uzaklaşınca başlayan “bir şeyler pişirmeyi öğrensem iyi olacak” düşüncesi yerini zamanla şehirler ve hatta ülkeler değiştikçe “yemek hazırlamayı öğrenmem lazım” ifadesine bırakıyor. İşte böyle bir sürecin sonunda gördüğüm üzere pek çok hamarat ev hanımı, internetin nimetlerinden faydalanıp binbir türlü yemek yapımını anlatan siteler hazırlamış. Bunu hobi olarak yapanların yanı sıra süreci bir işe dönüştürenler de var. Bu sitelerin bir kaçında bir müddet zaman geçirmek, ne de zengin bir yemek kültürümüz olduğunu gösterebiliyor. Sonrasında, o görülen tarifler pratiğe dökülmeye başlandığında olaylar farklı bir boyut kazanıyor.

Domates nasıl doğranırdan, soğan nasıl kızartılıra, bu kek hiç de resimdekine benzememişten abi sen bu işi aştına kadar giden geniş yelpazede kişi annesinin ne büyük bir sanatkar olduğunu anlıyor. Artık mutfak sıradan bir oda değil, ince bir sanatın icra edildiği mekan olmuştur.

Olayın bir başka boyutu da başka ülke şartlarıdır. Bazen alışık olunan o tatlar, malzemeler bulunamaz. Kimisi yeni kültürün mutfağını beğenirken kimisi ben illa da kendi mutfağımdan tatlar isterim diye tutturur. İşte o an işler yolundayken hiç de fark edilemeyen bir nokta belirir: Yemek kimliğimizin bir parçası olmuştur, adeta bizi tanımlayan şeylerden biri halindedir.

Kimlik demişken o kimliğin malzemelerini çeşit çeşit yemekte şekilden şekile, tencereden tabağa sokan kaynakları da unutmamak lazım.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir