İngilizce konuşma becerisini geliştirme

İngilizce öğrenip de konuşamamak, yıllarca gramer çalışıp da bir turistle karşılaşınca düzgün birkaç cümle kuramamak ülkemizdeki temel İngilizce sorunlarından birisi. Bu yazıda BUEPT, TOEFL, IELTS, PTE gibi sınavlara öğrenci hazırlarken sık sık karşılaştığım bu sorunla ilgili mesleki tecrübelerim ve gerçek hayat örnekleri üzerinden İngilizce konuşma becerisini geliştirmek için atılabilecek adımları sıralayacağım.

Temel Dilbilgisi (Gramer) Edinimi

Dil, kelimelerin sistematik bir şekilde bir araya getirilmesiyle anlam kazanıyor. O açıdan düzgün konuşabilmek ve yazabilmek için ilk önce temel gramer kurallarına hakim olmanız gerekiyor. Ülkemizde en çok yapılan hata aynı konuları her yıl tekrar edip küçük detaylara takılmak. Dilbilgisi öğrenimine pragmatik olarak yaklaşın. Hızlı ve pratik şekilde öğrenmeye çalışın. Her bir detayı bilmek zorunda değilsiniz

Kelime dağarcığını geliştirmek

Dilbilgisi kurallarına hakim olduktan sonraki adım, kelime dağarcığınızı geliştirmek. Bunun pek çok yolu var. Mesela isterseniz graded reader denilen seviyeli sadeleştirilmiş hikaye kitapları okuyup en kolaydan en zora doğru ilerleyebilirsiniz. Ya da benzer şekilde paragaf bazlı kelime ve okuma becerilerini ölçen ELS English Through Reading gibi bir kitap alabilirsiniz. İlk başlarda kelime dağarcığınızı genişletmek ciddi emek ve zaman gerektirecektir. Buna hazır olun. Yani no pain no gain. Bir de kelime öğreniminde dikkat edilmesi gereken, kelimelerin karşılıklarına odaklanmak yerine çalıştığınız kelimelerin İngilizce açıklamalarını ve kullanıldıkları örnek cümleleri öğrenmek. Kelime öğreniminde dikkat edilmesi gereken noktaları açıkladığım kelime defteri nedir yazıma bakabilirsiniz.

IPA yani Uluslararası Fonetik Alfabesi öğrenmek

IPA sözlüklerde parantez içinde kelimenin nasıl okunduğunu gösteren bir sembol sistemidir. Her bir ses için farklı bir sembol mevcuttur. IPA bilmek kelimelerin telaffuzlarını doğru çıkarabilmek için önemlidir. Bu eskiden neredeyse bir zorunluluk gibiydi ancak artık çevrimiçi sözlüklerde her bir kelimenin telaffuzunu sesli olarak dinlemek mümkün. IPA ile ilgili aşağıya mini bir video ekliyorum. Bu video boo, blood ve book kelimelerinde yazılışı aynı olan oo harflerinin aslında nasıl da farklı okunduğunu anlatıyor.

Dinleme becerilerini geliştirmek

Kelime dağarcığınızı ilk başta yazılı metinler üzerinden geliştirebilirsiniz. Ancak belli bir seviyeye ulaştıktan sonra dinleme becerilerinize ağırlık verip pek çok insanın yaptığı bir hataya düşmekten kurtulun. Ülkemizdeki yaygın sorunlardan biri de mesela pek çok kelimeyi yazılı olarak bilip duyduğunda anlamamak ya da nasıl telaffuz edeceğini bilmemek. Bu sorunun önüne geçmek için internetten VOA Learning English sitesini takip edebilirsiniz. VOA sitesi İngilizce öğrenenler için o günün haberlerini yavaş ve anlaşılır bir şekilde kaydediyor. Böylece hem haber metnini okurken hem de haberin ses kaydını dinleyebiliyorsunuz. Bunu kesinlikle düzenli yapmanızı öneririm. Her şeyi anlamanıza gerek yok ama her kelime nasıl okunuyor, kelime ve cümle vurguları ne şekilde, bunlara dikkat edin.

İngilizce metinleri sesli okuyun

Konuşmak hem zihinsel hem de fiziksel bir eylemdir. Yani konuşurken dilinizin de bol bol dönmesi gerekli. İngilizce telaffuzu ve kelime yapıları Türkçe’den çok farklı olduğundan, düzgün İngilizce telaffuz çok pratik gerektirir. Bunun için elinize alacağınız ya da ekranda açık duran bir İngilizce metni sesli olarak mümkün olduğunca düzgün telaffuz ve tonlamayla okuyup sesinizi kaydedin. Bilmediğiniz kelimelerin telaffuzlarına bakın. Sonra kendinizi dinleyip düzeltmelerde bulunun. Hiç yanlışınız yoksa aferin size!

Kendi kendinize İngilizce konuşun

İlk başta garip gelse de çok işinize yarayacak bir yöntemdir. Her zaman etrafınızda pratik yapacak birini bulamayabilirsiniz. Bu gibi durumlarda yürürken, otururken, vaktiniz olduğunda kendi kendinize yeni öğrendiğiniz kelimelerle ilgili cümleler kurabilir, farklı gramer yapılarını deneyebilirsiniz. Bu hem kendinize güven duymanızı hem de hızlanmanızı sağlar. Bu pratiği yaparken sesinizi mümkünse kaydedin, kendinizi dinleyin. Fark ettiğiniz hataları not edip düzeltmeye çalışın.

İngilizce konuşma öncesi hazırlık

Genelde konuşmalar spontane olsa da bazen yapacağımız bir konuşmaya önceden hazırlanma şansımız olur. Mesela bir sonraki hafta sınıf arkadaşlarınızın önünde ekonomi tarihiyle ilgili bir sunum yapacaksanız, konuyu erkenden okuyup mümkün olduğunca iyi hazırlanabilirsiniz. Dahası konuşmanın defalarca provasını yapıp olası soruları düşünüp cevap verebilirsiniz. Yani aslında maçı antrenmanda kazanmak mümkün. Benzer şekilde biriyle iş görüşmesi ya da ürün tanıtımı yapacaksanız, yine erkenden hazırlanıp olası soru ve konuların pratiğini yapıp performansınızı yükseltmeniz mümkün. Kendi kendinize pratik yaparken cümleleri Türkçe’den İngilizce’ye çevirmeye değil, İngilizce olarak düşünüp cümle kurmaya zorlayın kendinizi. Türkçe’yi unutun!

İngilizce konuşma gruplarına katılın

Diğer öğrencilerle bir araya gelip bir tema belirleyip o konuda konuşma oturumları düzenleyebilirsiniz. Bu durumda yanınızda ana dili İngilizce olan birinin ya da İngilizce seviyesi oldukça iyi olan birinin bulunup sizi gözlemlemesi ve yanlışlarınızla ilgili geribildirim vermesi önemli. Yoksa farkında olmadan yanlış telaffuz ya da kullanımları içselleştirebilirsiniz. Bu konuşma gruplarında sadece İngilizce konuşma kuralı koyun. Kuralı çiğneyenlere ceza verin. Mesela tüm gruba çikolata alsın 🙂

İngilizce konuşulan bir yere gidin

Dikkat ettiyseniz burada İngilizce konuşulan bir yere gidin dedim, İngilizce konuşulan bir ülkeye gitmek zorunda değilsiniz. Bazen insanlar iyi İngilizce konuşmak için illa da İngiltere ya da Amerika’ya gitmek zorundalarmış gibi düşünüyorlar. Ben yurtdışına hiç çıkmadan gayet rahat İngilizce konuşabiliyordum ya da benzer şekilde hiç İngiltere’ye gitmeden gayet güzel İngiliz aksanıyla konuşan arkadaşlarım vardı. Peki bu nasıl oluyor? Eğer etrafınızda iyi İngilizce konuşan insanlar varsa bu mümkün. Mesela Boğaziçi’nde akademik danışmanım İngilizdi, kendisinden en çok ders aldığım hocam Kanadalıydı, Public Speaking dersimizi veren Nilgün Hocam çok zarif İngilizce konuşurdu. Yani hal böyle olunca o ortam varsa, aslında yurt dışı size gelmiş oluyor. Dahası artık internet vasıtasıyla internet üzerinden yabancı arkadaşlar bulup onlarla pratik yapmak mümkün.

Hata yapmaktan korkmayın

Bu pek çok insanın yaşadığı temel sorun. Hata yaparım, bana gülerler korkusuyla insanlar bilseler bile konuşmaktan çekinebiliyorlar. Şöyle düşünün bilmemek değil, öğrenmemek ayıp. Eğer hata yaparsanız ve biri sizi düzeltirse o hatadan kurtulabilirsiniz ama hata yapmak korkusuyla konuşmazsanınz o hata ömür boyu sizinle kalır. O açıdan mümkün olduğunca çok pratik yapın, sizden daha iyi seviyedeki arkadaşlarınız ve hocalarınızdan sizi düzeltmelerini, tavsiye vermelerini isteyin. Bu şekilde adım adım daha iyi konuşabilirsiniz. Sonuçta İngilizce konuşmak, ciddi emek ve zaman isteyen bir süreç. Mükemmelliğe değil, anlaşılabilirliğe ve iletişime odaklanın. Hatalarınızdan ders çıkarın. Sık sık yaptığınız hataları not alıp, bilinçli bir şekilde bunların üzerine gidin. Yani eğer içinizi rahatlatacaksa şunu söyleyebilirim; yıllardır profesyonel olarak İngilizce yazı yazan ve konuşan biri olarak zaman zaman yorgunluktan ya da o anki iş karmaşasından SVA dediğimiz özne yüklem uyumunu ben bile karıştırabiliyorum. O yüzden arada bir hata yaparsanız kendinize karşı çok acımasız olmayın.

Peki ya aksan!

Bunu da bir bonus olarak yazayım istedim. Mesela İngilizce öğrenirken İngiliz aksanı ya da Amerikan aksanına kayabilirsiniz. Fark etmişsinizdir ikisi arasında bariz sessel farklılıklar var. Yani birinin konuşmasını dinleyip İngiliz mi Amerikalı mı Kanadalı mı Avustralyalı mı anlamak mümkün. Peki bu aksan konusu ne kadar önemli? Aksanlı konuşmanız mı gerekiyor? Bir aksan diğerini anlamaz mı? Aslına bakarsanız kelimeler arası ufak farklar olsa da İngilizce konuşan milletler birbirini rahatça anlıyor. Belli bir aksanı öğrenmek güzel olabiliyor ama illa da çok şahane bir Amerikan ya da İngiliz aksanıyla konuşacaksınız diye bir kural yok. Uluslararası iş dünyasında şu an esas olan, anlaşılır ve temiz konuşmak, bunu yapabildiğiniz sürece hedefinize ulaşırsınız ama nolur İngilizceyi Türkçe gibi konuşmayın.

İngilizce konuşma becerinizi geliştirecek yazılar

 Hüseyin Demirtaş’ın İngilizce öğrenimiyle ilgili yeni kaynaklarından haberdar olmak için e-posta listesine üye olun. İşinizi şansa bırakmayın!  

# İngilizce konuşma becerisini geliştirme,  ingilizce konuşma becerisi nasıl geliştirilir, speaking becerilerinizi geliştirmek için tavsiyeler, speaking alıştırmaları

 

4 thoughts on “İngilizce konuşma becerisini geliştirme”

  1. Yazınız için teşekkürler. Yalnız son cümleniz aklıma takıldı. 🙂 Ingilizceyi Türkçe gibi konuşmayın derken tam olarak neyi kastettiniz? Türkçe düşünmemeyi mi yoksa ıılamama gibi şeyleri mi? Bir de çözüm olarak ne önerirsiniz?

    1. Türkçe düşünmeyin demeyi hedefledim. İngilizce konuşurken Türkçe gibi düşünüp Türkçeden yola çıkmak işinizi zorlaştırır. İngilizce konuşurlen ıılama gibi sorunların önüne geçmek için ise filler dediğimiz doldurma ifadeleri kullanmak lazım. Mesela well, you know, let me think gibi ara ifadeler kullanabilirsiniz.

  2. bence ingilizce altyazılı diziler çok izlenmeli ve ingilizce öğrenilecekse tamamen o günü ingilizce için ayırmalısın günü ingiliz gibi başlayıp ingiliz gibi bitirin :))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir