Dilcilere Tavsiyeler: Bir dilcinin üniversite hazırlık ve meslek rehberi

Merhaba sevgilim dilci arkadaşım. Bu yazıyı pek çok dil öğrencisinden aldığım sorular ve gruplarda sık sık geçen soru ve tartışmalara yönelik yazıyorum. Daha önce Boğaziçi Çeviribilim konusunda kapsamlı bir yazı hazırlamıştım. Hatta o yazıyı okuyup yorum yapanların bir kısmı daha sonra Boğaziçi Çeviribilim’i kazandı ve üniversitede onlarla tanışma fırsatım oldu. Dünya gerçekten küçük. Azmeden ilerliyor.

Ben kimim & bunları niye yazıyorum?

Öncelikle ben kimim, bu yazıyı niye yazıyorum onu anlatarak başlayayım. Adım Hüseyin Demirtaş. 2008 yılında yabancı dil Türkiye 12.’si olarak Boğaziçi Çeviribilim’e yerleştim. Sözelde ilk yüzde, eşit ağırlıkta ilk 500’de, sayısalda ise ilk 7 bindeydim. Yani her alanda da hatırı sayılır puanlar almıştım. Öğretmen lisesi çıkışlı olduğum için İngilizce eğitimiyle sürekli iç içeydim, bir çeviribilim öğrencisi olarak da kendi bölümümde uzmanlaşıyordum. Çeviribilim bölümünde iki yıl öğrenci asistanı olarak çalıştım. Sadece iki kişinin seçildiği konferans tercümanlığı bölümüne seçildim ve AHaber, CNBC-E, Bloomberg HT gibi kanallarda simultane çeviri yaptım. İngiltere’ye bir iş daveti üzerine dil hizmetleri proje yöneticisi olarak gidip çalıştım. Türkiye’nin önde gelen kurumları için yazılı ve sözlü çeviri yaptım. Yine aynı şekilde Türkiye’nin önde gelen kurumlarının çalışanlarına ve iyi üniversitelerinin öğrencilerine ileri seviye İngilizce eğitimleri verdim ve vermeye devam ediyorum. Bunları niye yazıyorum? İçinde bulunduğum durumu ve tecrübelerimi görebilmeniz için. Daha yazacak çok şey var ancak dil bağlamında şimdilik bu kadar bir giriş yeterli.

Yukarıda yazdığım şeyler çok etkileyici gelebilir, hele de şu an üniversiteye hazırlanan bir öğrenci için. Ancak hemen şunu söyleyeyim. Ben de zamanında sizin olduğunuz durumdaydım hatta belki bazılarınızdan daha kötü bir durumda ya da daha zor şartlar içindeydim.

Şimdi sırayla ilk olarak üniversite hazırlık süreci daha sonra da üniversitedeki dil bölümleri ile ilgili sorulara cevap vereceğim.

İngilizceye başladığınızda seviyeniz nasıldı? Sonuçta belli bir temele sahipseniz direk çalışma planına odaklanarak neyi nasıl yapmanız gerektiğini düşünüp ona göre hareket etmiş olabilirsiniz  🙂 benim seviyem o kadar iyi değil ama canla başla çalışıp halletmeye çalışıyorum. Seviyesi pek de iyi olmayan biri nereden başlamalı ben en çok da bunu merak ediyorum. Kelime ezberiyle mi, gramer çalışarak mı vs. tabi hepsinin aynı anda gitmesi gerekir ama başlangıcı nereden yapmalı?

Ben ilkokulu bir köy okulunda okudum. Hep öğretmen sıkıntımız olurdu. Liseye kadar hiç İngilizce branş öğretmenim olmadı. O sebeple ilkokulda pek bir İngilizce altyapım yoktu. Öte yandan içimde bir dil sevgisi vardı. Yokluklar içinde kitapları karıştırır dururdum. İngilizceyle uğraşmak hoşuma giderdi. Diğer arkadaşlarıma göre daha rahat ilerliyordum.

Ciddi anlamda dil eğitimi ilk kez lise hazırlık sınıfında gördüm. O bir temel oluşturdu. Ancak orada da temel şeyler öğrenildi. Üniversite sınavında yeterli olacak düzeyde İngilizce eğitimi gerçekleşmedi. Benim adıma İngilizce öğrenmede dönüm noktası lise birin sonunda dil sınıfını seçmemle başladı. O yaz hatırlıyorum ciddi şekilde çalışmaya başladım. Yaz boyunca Heinemann English Grammar kitabı vardı elimde onu bitirdim. Macmillan İngilizce sözlükten bol bol kelime okuyup inceledim. Yaz sonuna kadar o gramer kitabını bitirdim.

Sonra lise ikinci sınıfı (bizde lise hazırlık, lise 1, lise 2, lise 3 şeklindeydi) tamamen geceli gündüzlü İngilizce çalışmaya ayırdım. İngilizce çalışmaktan kastım şuydu. İlk etapta ELS English Grammar Inside Out kitabını bitirdim. Sonra derste FCE kitabı işliyorduk. Ben lise ikinci sınıftayken neredeyse her gün seviyeli basit bir hikaye kitabı okuma alışkanlığı geliştirdim. İngilizceme en çok katkı sağlayan şey o oldu. Basit hikayelerle başlayıp altyapımı geliştirip üst seviyelere ilerlemeye başladım. Sene boyu sürekli kitap okudum. İnanılmaz derecede faydasın gördüm. Çok okumak kelime ve gramer sorularını içgüdüsel olarak ya da kulak dolgunluğu ile geliştirmeme yardımcı oldu. İngilizceyi benimseyip özümsememi sağladı. Ayrıca dünyanın dört bir yanından e-posta ve chat arkadaşlarım vardı. Onlarla sohbet etmek de özellikle writing adına yardımcı oldu.

Dilcilere Tavsiyeler

Bir de size tavsiyem ilgi duyduğunuz alanları İngilizce takip etmeniz. Mesela ben büyük bir ilgi ve merakla sayısız İngilizce teknoloji sitesi takip ediyordum. Bu şekilde severek çalışıp okumak size çok daha fazla katkı sağlar.

Yani anlayacağınız ben sınav için değil İngilizce öğrenmek için İngilizce çalıştım. İngilizce öğrenince zaten hangi sınav gelirse gelsin yapabiliyorsunuz.

Nasıl kelime çalıştığım sorulmuş. Bu konuyla ilgili zaman içerisinde çok şey öğrendim. Kelime çalışma üzerine bildiğim her şeyi kelime öğrenmek için kanıtlanmış 6 strateji yazısında adım adım anlattım. O yazıyı okuyabilirsiniz. Bir de dipnot olarak şunu söyleyeyim. Kelime ezberi beni rahatsız eden bir ifade, kelime ezberi faydasızdır. Hedefiniz kelimeyi öğrenmek, özümsemek, bağlamını görmek, örnek cümlelerini okumak olmalı.

Özetlersek ben önce bir kez kapsamlı bir şekilde grameri bitirip daha sonra çok fazla seviyeli okuma yaptım. Böylece o grameri yerleştirdim. Gramer soru çözmekle değil okumak ve dinlemekle yerleşir, özellikle de okumakla yerleşir. O sebeple bol bol okuyun. Bu çalışma düzeniyle lise ikinin sonunda 100 soruda 95 net yapar hale gelmiştim. Yani kısacası üniversite sınavının İngilizce kısmı benim için sınava bir yıl kala bitmiş gibiydi.

Çalışma programınız nasıldı? Çalışırken önceliğiniz hangi konuda olurdu (kelime, reading, grammar)?

Yukarıda da belirttiğim gibi benim için işe yarayan sistem önce grameri bitirip daha sonra grameri yerleştirmek ve kelime dağarcığımı zenginleştirmek için sürekli okuma yapmak olmuştu.

Hangi kaynakları kullandınız?

Açıkçası piyasada ne var ne yok hepsini çözdüm sanırım. Bizim zamanımızda sanırım bu kadar kaynak yoktu. Benim hedefim her yayınevinden testler çözmek olmuştu. Bana en çok katkı sağlayan eserler ELS kitap ve setleri ile Dilfem kitap ve dergileri olmuştu. Bu ikisi temel kaynaklarımdı. Diğer yayınevlerini daha çok yardımcı kaynak olarak çözmüştüm. Ancak dediğim gibi bulabildiğim tüm kaynakları çözüyordum. Hatta lise ikideyken geçmiş yılların KPDS ve ÜDS sorularını da çözmüştüm. Hepsinin çok faydası oldu.

Derece için İngilizce yetmiyor

Şimdi dilciler nasıl çalışmalı sorusunu kişisel bir hikaye üzerinden size anlatmak istiyorum.

Son sınıfa geçtiğimde İngilizcem sınava hazır durumdaydı. Ancak istediğim bölüme gitmek için çok yüksek bir puan gerekiyordu ve bu sadece İngilizceyle mümkün değildi. Bunu fark etmiştim. Bir dilci olarak alanımda iyi durumdaydım ama istediğim bölüm için Türkçe sosyal matematik ve fen çözecek olmak beni biraz ürkütüyordu. Bu arada şunu belirteyim. Yaşadıklarım sonucu gördüm ki başarı potansiyeliniz hedefiniz için ne kadar emek harcamaya ve ne kadar fedakarlık yapmaya hazır olduğunuzla doğrudan orantılı. Zahmetsiz rahmet pek olmuyor.

Yazının başında sözel sayısal ve eşit ağırlık derecelerimin de olduğunu yazmıştım ama son sınıfa başladığımda durum hiiiiiç iç açıcı değildi. İlk denememde 30 soru üzerinden Türkçe’de 21, sosyalde 18, matematik ve fende ise 5-6 net yapmıştım. Yani aslına bakacak olursanız durumum korkunçtu.

O ilk denemeden sonra moralim bozulmuştu ve kendimden şüphe etmeye başlamıştım. Sonra bir üst dönemden tanıdığım ve Boğaziçini kazanan bir arkadaş ile görüştüm. O bunun normal olduğunu çalışmaya devam etmem gerektiğini söyledi. Sonra düşündüm. O yapabildiyse ben neden yapamayayım. Sonuçta aynı okulun öğrencileriydik ve benzer bir eğitim alıyorduk.

Ve böylece adım adım adım çalışmaya başladım. İlk hedefim Türkçe ve sosyaldi çünkü onlar daha yüksek puan getiriyordu. Onları ilk önce yükselttim daha sonra inatçı bir şekilde matematik ve fen çalışmaya başladım. Ben inat ediyordum ısrarcıydım ama netlerim pek ilerlemiyordu. Ama yine de yılmadan devam ettim. Burası işin emek ve zahmet kısmı. İlerleme olmasa bile dayanabilmek, direnebilmek, fedakarlık etmek. Mesela lisenin son yılı benim için sosyal açıdan sönük bir yıldı. Bu bir fedakarlıktı ama sonradan elde ettiklerime bakacak olursak hepsine kat be kat değdi.

Matematik netleri 3-5-7-10-15-18 artmaya başladı. Adım adım ilerliyordu. Çok yavaş ilerliyordu. Bazen takılıp kalıyordu ama ben ısrarla eksiklerimi tamamlayıp matematiğin üzerine gidiyordum. Matematik toparlandıkça fene geçmeye başladım. Fen için de benzer şekilde elimden gelenin en iyisini son ana kadar yapmaya çalıştım. Ve nihayetinde sınavda 30 soruda 25 matematik 26 fen neti yaptım diye hatırlıyorum. Sene başında 5-6 net yapmak nerede sene sonunda 24-25 net yapmak nerede. Eğer yıl başında pes etmiş olsaydım bu potansiyele ulaşamamış olacaktım. Bu da bana şunu öğretti: “Çıkmamış candan umut kesilmez”. Biz üzerimize düşenin en iyisini yapmakla mükellefiz. Biz elimizden gelenin en iyisini yaptıktan sonra en azından sonucumuzu alınca “keşke şöyle yapsaydım” diye hayıflanmayız.

Sanırım şimdilik bu kadar sınav muhabbeti yeter. Bu geceyi sizin için gecenin 02:18’inde hazırlıyorum. Enerjim tükenmeden bölümlerle ilgili sorularınızı da cevaplamak istiyorum.

Çeviribilim & Mütercim Tercümanlık

İlk olarak Çeviribilim. Komik bir şey söyleyeyim. İnsanlara çeviribilim okuyorum dediğinizde anlamıyorlar. Çevrebilim sanıyorlar. Sonra bir daha mütercim tercümanlık diye açıklamanız gerekiyor. Çeviribilimi, mütercim tercümanlıktan ayıran şey çeviri teorisi dersleri. Yani hem pratik dersler var hem teorik dersler var. Kimisi bu dersleri sıkıcı bulur kimisi aydınlatıcı bulur. Anlatan hocaya göre çok farklı bir tat alabilirsiniz.

Çeviribilim mezunları neler yapar derseniz pek çok farklı alanda çalışırlar diyebilirim. Mesela insan kaynaklarında çalışanlar var, dijital medyada çalışanlar var, okutman olanlar var, dış işlerinde çalışanlar var, çeviri sektöründe çalışanlar var, akademisyenlik yolunda ilerleyenler var. Yani herkes çevirmen olmuyor. İlgilerinize ve kendinizi nasıl yetiştirdiğinize göre iş planlarınız ve fırsatlarınız şekilleniyor. Benim size tavsiyem kesinlikle sadece size verilenle kendinizi sınırlamayın. Hep eğitim, beceri ve fırsatlarınızı genişletmeye gayret edin. Arayın, araştırın. Pasiv olursanız, fırsatlarınız çok daha sınırlı olur. Çeviribilim’den mezun olunca belirli bir meslekte olmuyorsunuz.

Çeviribilim ya da mütercim tercümanlıkta çok istenen şeylerden birisi simultane tercüman olmak. Simultane tercüman olmak için hem Türkçenizin hem de İngilizcenizin çok iyi olması lazım ve ayrıca bölümünüzün bu programla ilgili şartlarını yerine getirmeniz lazım. Ancak simultane çeviri mezunu çoğu öğrenci sektörde yer edinmekte zorlanıyor. Adınızı duyurup yer edinmeniz birkaç yılı bulabilir.

İngilizce öğretmenliği

İngilizce öğretmenliği nispeten daha belirli bir iş. Mezunlar ya özel okullarda ya da devlet okullarında çalışıyorlar. Çeviribilim gibi İngilizce öğretmenliği okuyup da bambaşka işler yapanlar da var. Bu özellikle Boğaziçinde yaygın çünkü Boğaziçinde öğrenciler farklı bölümlerden ders alıp o bölümlerde ilerleyebiliyorlar.

İngiliz dili ve edebiyatı & Amerikan kültürü ve edebiyatı

Dil edebiyattaki öğrenciler de genellikle akademisyenlik, yazarlık, editörlük gibi alanlara yöneliyorlar ya da formasyon alıp öğretmenlik yapıyorlar. Tercüme sektörüne yönelenler de var. Dil edebiyat alanı da kişinin kendisini yetiştirmesine göre fırsatlar sunan ya da insanı sınırlandırabilen bir alan. Kendinizi geliştirir ve alanınızda iyi olursanız önünüzdeki fırsatlar hep daha fazla olur ancak standart bir öğrenci olursanız standart şeylerle karşılaşırsınız.

Evet arkadaşlar, şimdilik aklıma gelenler bunlar. Sorularınıza elimden geldiğince cevap vermeye çalıştım. Bu benim kişisel hikayem. Şüphesiz herkes için birebir aynı olmayacak ancak sınav ve kariyer süreciyle ilgili size birinci elden fikir vereceğine ve somut tavsiyeler sunacağına inanıyorum.

Ben ne yapıyorum?

Siz şu an ne yapıyorsunuz diyorsanız, ben şu sıra neler yapmıyorum ki diyebilirim. Bir süredir sözlü çeviri yapmıyorum çünkü vaktimi daha çok ileri İngilizce eğitimlerine ayırıyorum. Mesela insanların daha iyi İngilizce öğrenmelerini sağlamak için İngilizcenin Şifreleri eğitimini hazırladım çünkü insanlar yanlış yöntem ve yaklaşımlar sebebiyle doğru düzgün İngilizce öğrenemiyor. Kısa bir süre önce de yıllardır writing alanında edindiğim tecrübeyi derleyerek Türkiye’nin ilk Türkçe konu anlatımlı İngilizce kompozisyon yazma kitabı olan Essay Rehberi’ni yazdım. Şimdiden 30+ şehre ulaştı.

Sorularınız olursa yazın. Bu yazıyı zaman içerisine daha da genişletip dilciler için bir rehber kaynak haline getirmeyi umuyorum. Bu yazıyı faydalı bulduysanız, dilci arkadaşlarınızla paylaşın.

Sevgiler,

Dilciler, bunları da okuyun

Dilci öğrenciler için yararlı olacak yazılar.

İngilizcenizi geliştirecek kaynaklar


 


Etiketler: dilcilere tavsiyeler, bir dilci nasıl çalışmalı, dilciler nasıl çalışmalı